JAPANESE BABY (MARY POOLE SMITH)

 

The Cure'ün müziğiyle tanışan ve onu sevmeye başlayan biri, eninde sonunda Robert Smith'i de tanıyıp, sevecek ve hakkındaki her şeyi bilme isteğiyle, sağda solda bulduğu en küçük bilgi kırıntısına ulaşıp, okuyup, öğrenecektir. Bu sırada öğreneceği en önemli şeylerden biri de Robert'ın hayatındaki en önemli insan, yani 14 yaşında tanışıp, 1988'den bu yana evli olduğu karısı Mary Poole Smith olacaktır. Bana sorarsanız Mary, Robert Smith'in ilham perisidir. O yüzden The Cure fanlarının, Robert Smith, Simon Gallup ya da diğer Cure üyeleri kadar Mary Poole hakkında da bir şeyler bilmeye hakları var gibi geliyor bana.

Evet, Robert ve Mary, 14 yaşında tanışmışlar ve o günden sonra Robert, futbola eskisi kadar çok vakit ayırmaması gerektiğini anlamış. Okulda Mary ile birlikte kızlar tuvaletinde gizlenir, kızların yaptığı dedikoduları ve bazen de erkekler tuvaletinde erkeklerin yaptığı dedikoduları dinlerlermiş. Robert Smith, ilk deneyimini de 15 yaşındayken, bir kıyafet balosunda, Mary ile yaşamış. Robert'ın bir cerrah kıyafeti varmış ve kan olarak ketçap kullanmış. Ve hatta Pornography albümünde yer alan “Siamese Twins” de o geceden bahsedildiği rivayet olunur. Şarkının sözlerini kendimce çevirmeye çalıştım, merak edenler için:

SIAMESE TWINS

i chose an eternity of this-like falling angels-the world disappeared-laughing into the fire-is it always like this?-flesh and blood and the first kiss-the first colours-the first kiss-we writhed under a red light-voodoo smile-siamese twins-a girl at the window looks at me for an hour-then everything falls apart-broken inside me-it falls apart-the walls and the ceiling move in time-push a blade into my hands-slowly up the stairs-and into the room-is it always like this?-dancing in my pocket-worms eat my skin-she glows and grows-with arms outstretched-her legs around me...-in the morning i cried-leave me to die-you won't remember my voice-i walked away and grew old-you never talk-we never smile-i scream-you're nothing-i don't need you any more-you're nothing-it fades and spins-fades and spins...-sing out loud-we all die!!!-laughing into the fire...-is it always like this?

SİYAM İKİZLERİ

bundan ibaret bir sonsuzluğu seçtim-düşen melekler gibi-dünya yokoldu-alevler içinde gülerken biz-hep böyle mi olacak?-et ve kan ve ilk öpücük-ilk renkler-ve ilk öpücük-kırmızı bir ışığın altında kıvranıyoruz-voodoo gülüşü-siyam ikizleri-penceredeki kız 1 saat boyunca baktıktan sonra bana-herşey parçalandı-içimde kırıldı-ve yeniden parçalandı-duvarlar ve tavan tam zamanında hareket edip bir bıçağı sapladılar elime-yavaşça yukarı çıkarken ve o odaya girerken hep böyle mi olacak?-cebimde dans eden aç kurtlar derimi kemiriyor-sense açılmış kolların ve etrafımı saran bacaklarınla sürekli parıldıyor ve büyüyorsun-ve sabah olduğunda ağladım-ölmeme izin ver-sesimi bile hatırlamayacaksın-uzaklaştım ve yaşlandım-asla konuşmuyorsun ve asla gülmüyoruz-haykırıyorum, sen bir hiçsin
artik sana ihtiyacım yok, sen bir hiçsin-rengi soluyor ve dönüyor-rengi soluyor ve dönüyor-yüksek sesle tekrar et-ölüyoruz hepimiz-alevler içinde gülerken.-hep böyle midir?-ve hep böyle mi olacak?

Mary, Robert'ın hayatının geri kalanında en iyi arkadaşı ve sırdaşı olmuş sanırım.

1984 yılında verdiği bir röportajda Mary için şunları söylemiş mesela:

"She's fab. My best friend. She's got black hair and very striking looks. In fact she looks like Betty Boop. When I'm with her I just sit back and watch -- I don't have to perform any more."

“O harika. En iyi arkadaşım. Siyah saçları ve çekici bakışları var. Aslında o, Betty Boop'a benziyor. Onunlayken sadece oturup onu izlerim, başka hiçbir şey yapamam.”

Kiss Me Kiss Me Kiss Me albümünün kayıtları sırasında bir gün stüdyodayken Robert, Mary'ye evlenme teklif eder ve 13 Ağustos 1988'de kendi aralarında, küçük ve gösterişsiz bir törenle evlenirler.

Mary Poole Smith, evlenene kadar part- time modellik ve hemşirelik yapmış, evlendikten sonra çalışmayı bırakıp Robert'ın full-time kız arkadaşı olmuş. Pictures Of You single'ının kapağında gördüğümüz fotoğraf kendisine ait. Robert tarafından 1981'de bir yaz tatilinde çekilmiş.

Ayrıca, Just Like Heaven klibinin ortalarında doğru Robert'ın dansettiği kız da yine Mary'nin ta kendisidir.

Seventeen Seconds albümünde yer alan ve harika bir şarkı olan “ M ” in kim için yazılmış olduğu da epey aşikar. Daha önce de söylediğim gibi, Mary, Robert Smith'in (dolayısıyla Cure'ün) en önemli ilham perisi. Mesela, The Walk , Just Like Heaven , Pictures of You ve There is no if… şarkılarında Mary ile geçirilen “aynı yağmurlu geceden” bahsedildiğini düşünmüşümdür hep. Bu noktada The Walk'da bahsi geçen Japanese Baby'nin, Mary Smith olduğunu da belirterek yazının başlığı hakkında fikir vermek isterim.

Başka bir röportajda Robert'a “geçmişe dönüp daha önce yaptığı bir şeyi tekrarlaması mümkün olsa ne yapmak isterdi?” diye sormuşlar. Cevabı “Mary ile ilk dansım” olmuş. Belki o dans ta, aynı yağmurlu gecede gerçekleşmişti. Love song'u da, Robert karısına düğün hediyesi olarak yazmış. Hatta albüme koymayı bile düşünmedikleri oldukça kişisel bir çalışmaymış.

Robert Smith, röportajlarında karısından bahsetmeyi seviyor bana kalırsa. İnsanların merak ettiklerini ve bilmeye hakları olduğunu düşünüyordur belki O da…

Aralık 1985'te Depeche Rocks dergisinde yayımlanan bir röportajında şöyle diyor:

"Actually, Mary and I have known each other for so long that I don't have to finish my sentences. A word is enough and she knows what I'm going to say. We can actually have a conversation... I don't dress up, but Mary does. She used to dress like a witch to scare little children, and she likes practicing on me. I feel more natural in the company of people who are mentally unstable because you have to always be alert, you wonder what they'll do next. It's funny if you are with someone who all of a sudden starts crying. Actually it's not funny, it's rather annoying. She likes that more than I do. I can never bring anyone home because I never know who's going to open the door. She says, 'please, don't bring anyone because I feel limited'. The only person who came into this apartment in the last three months was Simon Gallup, our bassist, but then she was wearing my pajamas. I think she was pretending to be me."

  Kısaca çevirmek gerekirse; “Aslında, Mary ve ben öyle uzun süredir birbirimizi tanıyoruz ki, benim artık cümlelerimi tamamlamama gerek kalmıyor. Bir kelime ne anlatmak istediğimi anlaması için yeter de artar bile…Ben süslenmem, ama Mary çok süslenir. Hatta küçük çocukları korkutan cadılar gibi giyinip süslenir ve üzerimde denemeler yapmayı sever…

Eve asla birini getiremem. Çünkü kapıyı kimin açacağını asla bilemiyorum. Mary, eve birilerini getirmemi istemiyor, kendini kısıtlanmış hissediyormuş. Son üç aydır evimize gelen tek insan, basçımız Simon Gallup'tu. Mary ise benim pijamalarımı giymişti. Sanırım o gün Mary, “ben” olmuştu.”

Bu röportaj sırasında, ilk ve son kez bir dergi için fotoğraf çektirmişler.

Ve bu fotoğrafın arkasında da Robert'ın el yazısıyla şunlar yazılıymış:

“ At this point, I was whispering to Mary about her peculiar choice of parrot. She replied: "Get closer and I'll eat you." I have never understood this girl..."

1991 tarihli NME dergisinde şöyle şirin bir yazı bulunmakta:

 

Ve aradan yıllar geçmesine rağmen hala bir aradalar. Çocuk sahibi olmamayı seçmişler. Robert, kendisinin ary'nin zamanını yeterince alan büyük bir çocuk olduğundan bahsedip duruyor her fırsatta.

"Mary has been the great influence in my life, the rock that stays strong when I lose my head. She noticed, for example that I become aggressive and unfriendly when I cut my hair. So I make it long. Mary is very maternal with me. And very, very tolerant."
“Mary, benim hayatımda çok büyük bir etkiye ve çok önemli bir yere sahip. Mesela, saçlarımı kestirdiğimde agresif bir insan olmaya başladığımı fark etti, ben de saçlarımı uzattım. Bana karşı çok anaç ve toleranslı.”

"[Referring to Robert's passion for music] It's not always easy to cope with it. I realize I'm still with Mary just because she has always been so incredibly tolerant with this fire that moves me. I only live for my music, the rest is of no importance."
”[Robert'ın müzik tutkusu hakkında söyledikleri] Bununla baş etmek kolay değil. İçimdeki bu tutkuya rağmen, bana karşı aşırı derecede anlayışlı olduğu için Mary'yle hala birlikte olduğumun farkındayım. Yalnzca müziğim için yaşıyorum, gerisi önemsiz.”

"Yeah, but Mary drinks much more than me. I just drink to help her along (laughs).”
”Evet, Ama Mary benden daha çok içer. Ben yalnızca ona yardımcı olmaya çalışıyorum (gülüşmeler).”

Ve son olarak 2004 yılında verdiği bir röportajda da şunları söylemiş :

"My wife Mary. I love her, I adore her. I met her when I was 14 and we took a long time in coming together, giving us a chance, she's my Cindy Crawford”.
”Karım Mary. O'nu seviyorum, O'na tapıyorum. Şans eseri 14 yaşında tanıştık ve uzun süredir beraberiz. O benim Cindy Crawford'um.

Geçtiğimiz sene Rock'n Coke konseri için Türkiye'ye geldiklerinde Mary Poole Smith de The Cure'ün yanındaydı. Onu da konserden önce Savaş Özbey'in yaptığı ve Hürriyet gazetesinde yayımlanan röportaj sayesinde biliyoruz.
: Eşiniz Mary de sizinle gelecek mi?
RS: Evet gelecek. Tuhaf standartları var: Bir tanesine geliyor, bir tanesini atlıyor. Bu gece burada yok ama o gece İstanbul'da bizimle olacak.

Umarım daha uzun seneler birlikte olurlar ve Mary, Robert için ilham kaynağı olmaya devam eder. Böylece biz de harika The Cure şarkılarından mahrum kalmayız… Yazı ve Araştırma: NESLİHAN BEYAZIT