THE CURE VE SİNEMA

 

Edebiyat kadar önemli olmasa da, The Cure şarkıları üzerinde sinemanın da etkisi vardır. Robert Smith’in sevdiği yönetmenler arasında sık sık Stanley Kubrick, David Lynch ve Roman Polanski’nin adı geçer. Hatta gençlik yıllarında izlediği bir Lynch filmi olan ‘Eraserhead’den öyle etkilenmiştir ki; filmdeki tuhaf aile üyelerinden biri olarak görünebilmeyi istediğini itiraf etmiştir. Jack Nance’in canlandırdığı, baba olmaya kendini henüz hazır hissetmediği halde mutant bebeğine bakmak zorunda kalan Henry Spencer karakteriyle özdeşleştirdiğini tahmin ediyorum Robert’ın kendini, tabii bu sadece benim görüşüm; saç modelleri arasındaki benzerliği dikkate de almak lazım üstelik.
Erken dönem The Cure albümlerinde (“Seventeen Seconds”, “Faith” ve “Pornography”), Kafkaesk etkilerin yanında Polanskivari paranoyak bir ruh hali de vardır sanki özellikle “Seventeen Seconds” albümünde. Nitekim Polanski'nin şizofreni ve paranoya ekseni etrafında dönen filmlerinden The ‘Tenant' ve ‘Repulsion', Robert Smith'in sevdiği filmler listesinde yer almıştır her zaman. Ağustos 2004'te bir İtalyan dergisinde yayımlanan röportajında kendisi de bundan bahseder.

"Last year in this period I had a really terrible experience. I began feeling not at ease for things that have never made feel like this. People I've known for a very long time suddenly looked like strangers. It was like everyone around me behaved in a strange way, as if unknown people had replaced my real friends. I understood only a few months later that their way of behaving was only an answer to my being so absent. It's a really scary thing because you realize it's not them, the problem has to be yours. But I didn't feel different. This thing had already happened twice in the past. The first when I was very young, I was about 13 and maybe it was something related to hormones. The second when I started working on Pornography. I was so strange that I entered my flat and I didn't even recognize it. It looked like a Polanski film . But maybe it was also because of the drugs I was taking".

“Pornography”de yer alan “I'll watch you drown in the shower” dizesi Alfred Hitchcock'un “Psycho” sunu aşırı derecede çağrıştırıyor nedense, kim bilir belki de oradan esinlenilmiştir.

Sonraki yıllarda, büyük ihtimalle Steve Severin'le geçirilen “The Glove” yıllarında, Severin'in de etkisiyle korku-gerilim filmlerine iyice yönelmeye başlayan Smith “ The Top” albümünde yer alan iki şarkı; “Give me it” ve “Piggy in the mirror”ı, Nic Roeg'in erotik-korku filmi “Bad Timing” den esinlenerek yazmıştır.

‘Kyoto Song'un dehşet verici sözleri de, doğrudan olmasa da korku filmlerinin etkisi altında görülmüş bir Robert Smith rüyasının tasviri olabilir pekâlâ. Şöyle demiştir Smith bu şarkı için:

“a night spent on someone's floor - steve severin's i think ...”“Half of it comes from a dream Mary had, death in a swimming pool, and half from one of mine about eating someone.”

Tabi bu arada Robert Smith'in asla büyümeyen çocuk tarafını da unutmamak lazım. ‘The Lovecats'i yaparken, “The Aristocats” adlı şirin bir Disney animasyonunun da etkisi olmuş. Hatta bu çizgi filmin sonlarına doğru bir parti sahnesi vardır ki, ‘The Lovecats'in klibinin birebir aynısıdır neredeyse.

Yıl 1986 olurken, Robert Smith'in milyonlarca insana ilham kaynağı olmuş imajı yavaş yavaş şekillenmeye başlar. Bu durum da bazı yönetmenlerin dikkatini çeker. Bunlardan biri de Pee Wee's Big Adventure filminde görünmesi için Smith'e rol teklif eden ve grubun hayranı olduğunu her fırsatta dile getiren Tim Burton'dır. Maalesef bazı engeller yüzünden bu proje gerçekleşmez.

Daha sonra Edward Scissorhands'in soundtrack albümü için gruba teklif götüren Burton, yine elleri boş döner. Edward Scissorhands ve Robert Smith arasındaki fiziksel benzerliğin farkına varmamak ta imkânsız üstelik.

Tim Burton'ı da, The Cure'u de çok seven biri olarak, Robert Smith'in herhangi bir filmde oynayacağına artık ihtimal vermediğimden, Burton tarafından çekilmiş bir The Cure klibi ya da soundtrack'i The Cure tarafından yapılmış bir Tim Burton filmi izlemeyi çok isterdim.

Bir başka teklif de Nastassia Kinski'yle aynı filmde rol almasıydı. Ancak bunu da “She's not my type of woman” diyerek kestirip atmıştır Robert Smith.

Uzun lafın kısası, sinema için biçilmiş kaftan bir imaja ve harika mimiklere sahip olan Robert Smith, herhangi bir filmde oynamamayı tercih ederek, bir milyon kere üst üste izlenebilecek bir filmden mahrum etmiştir bizleri. Ancak kendisini, South Park'ın “Mecha Streisand” adlı bölümünde Barbra Streisand'ı öldürerek, dünyayı kurtaran kahraman rolünde izlememiz de mümkün.

Bunların yanı sıra, The Cure'ün, soundtrack albümü için özel şarkı yaptığı ya da var olan Cure şarkılarını kullanan pek çok sinema filmi de mevcuttur. İlk akla gelenler, Alex Proyas'ın kült filmi The Crow için yapılmış “Burn”, X-Files için yapılmış “More Than This” ve bir Cure yan projesi olan Cogasm'ın “Orgazmo” filmi için yaptığı “A sign from God” ve tabi ki bir de “Judge Dredd” için yapılmış olan “Dredd Song” var. The Crow'da, Brandon Lee'nin canlandırdığı karakter Eric Draven'ın dirilip makyaj yaptığı sahnede “Just paint your face and shadow smile” sözleriyle giren Burn, filmin karanlık atmosferini daha da güçlendirir. Yönetmen Alex Proyas ta, Tim Burton gibi bir Cure fanı olmalı ki, diğer bir filmi Garage Days'de, filmin en kritik iki sahnesinde 10:15 Saturday Night ve Boys Don't Cry'ı kullanarak hoş bir sürpriz yapar bizlere.

‘Grinding Halt', Times Square'de, ‘Mint Car', A Lot Like Love'da, ‘Watching Me Fall' ise American Psycho filmlerinde kullanılan The Cure şarkılarıdır. Bunların yanı sıra adını The Cure şarkılarından alan sinema filmleri de vardır: 1999 yapımı Boys Don't Cry ve 2005 yapımı Just Like Heaven gibi… Ve son aldığımız haberlere göre Sofia Coppola'nın yeni filminde ‘Plainsong' ve ‘All Cats Are Grey' kullanılacakmış.

Robert Smith, senaryosunu ve müziklerini yapacağı bir sinema filminden ve böyle bir proje gerçekleşirse Steve Buscemi'nin oynamasını istediğinden bahsetmiştir geçmişte birkaç kez. Öyle sanıyorum ki, bu da solo albüm ya da kitap projesi gibi asla gerçekleşmeyecek tipik bir Robert Smith vaadi. Ama şikayetimiz yok; varsın gerçekleşmesin, müzik yeter de artar bile…

Araştırma ve Yazı: NESLİHAN BEYAZIT